‘Zafer büyük bir kurban’

Ali Seçkiner, Kanal D’nin izlenme rekorları kıran ‘Yargı’ dizinde Zafer karakterine hayat veriyor. Müzik, tiyatro, dizi ve sinemayla iç içe yaşayan oyuncu, rolüyle ilgili “O bir kurban” açıklamasını yaptı.

– ‘Yargı’nın senaryosunu ilk okuduğunuzda ne hissettiniz?

‘Yargı’nın bu kadar çok izlenmesi, konuşulması ve beğenilmesinin asıl sebebi kuvvetli, özgün bir senaryosunun olması. Buradan bir kez daha sevgili Sema Ergenekon’un ellerine sağlık diyelim.

– İzlenme rekorları kıran ‘Yargı’nın başarısının sebebi nedir?

İyi senaryo, iyi oyuncular, iyi yönetim yani reji ve iyi bir yapım şirketi. Ayrıca “Millet bunu istiyor, şunu beğeniyor” klişesinin dışında, sektöre de önerme getiren bir yapım. Demek ki seyirci bunu da izliyor.

– Zafer karakteri için neler söylersiniz?

Zafer büyük bir komplo ile ömrünün bir kısmı çalınmış ve bunu kanıtlayamayan birisi. Çok büyük odakları kurtarmak için seçilen bir kurban. Tek başına bütün bunların altından kalkmayı deneyen, geleneksel kodlara bağlı mücadeleci de biri. Kızı ile ayrılığı da onun en büyük yarası…

– Canlandırmak istediğiniz bir rol var mı?

Özellikle şu rol diye bir şey söyleyemem. Ancak iyi yazılmış ve canlandırma isteği doğuran, bağ kurabildiğim karakterleri oynamaya çalışıyorum.

– Oyuncu olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Buna uygunluklarını sınamalılar. Çünkü istemek yetmez; eylem içine girmek gerekir. Bunun da iki tane yolu var; birincisi okulunu okumak, ikincisi ise geleneksel bir yerden aynı çabayla ilerlemek.

– Sizi en mutlu eden sanat dalı hangisi?

Şüphesiz tiyatro, çünkü gerçeğin kardeşi. Sezon boyunca oynadığınız oyunlar, oyun arkadaşlarınız, tiyatro salonunun mekan olarak bir yaşam alanı olması, izleyici ile kurduğumuz o bağ ve kazandırdıkları… Tabii ki bu sinema için de geçerli. ‘Yargı’ bir kenara konulursa diziler daha çok ekonomik bir durum. Çok uzun bölüm süreleri, uzun çalışma saatleri getiriyor. Müzik de eklenince, sahnede, sette, platoda, sınıfta olmak ayrı ayrı mutluluk halleri diyebilirim.

‘Aslında müzisyenim…’

– Oyunculuğun yanında müzikle de uğraşıyorsunuz, müzik tutkunuz nasıl oluştu?

Aslında müzisyenim ve oyunculukla da uğraşıyorum demek daha doğru olur. Rahmeti babamın elimize tutuşturduğu mandolinle müzikle bağ kurdum. Lisans eğitimim de müzik öğretmenliği ve Cihangir Atölye Sahnesi’nde müzik derslerine giriyorum. Devlet Çoksesli Korosu’nun üyesiydim. Müzikle beraber hep tiyatro ve oyunculuk vardı aslında; Ankara Deneme Sahnesi, Öteki Tiyatro ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nda öğretmen, oyuncu, besteci ya da müzik yönetmeni olarak yer aldım.

– Şimdi bir meslek seçme hakkınız olsaydı…

Çocukken pilot olmak isterdim. Yeniden ve seçme olanağı olsaydı inanın aynı macerayı yaşamak, aynı işleri yapmak isterdim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir