Sait Faik’e göre iyi bir Türk yazar neden yetişmiyor

Usta öykücümüz Sait Faik Abasıyanık’ın Akşam Gazetesi’nin “Muharrir  (yazar) Neden Yetişmiyor?” adlı anketine verdiği yanıtlar usta bir yazarın neden yetişmediğini kendine has yaklaşımıyla cevaplıyor.

İşte usta yazarın Akşam gazetesinin sorularına verdiği cevaplar ve sizler için seçtiğimiz o söyleşiden bir bölüm…

“DÜŞÜNEREK YAZIYORUM”

“Medarı maişet isimli bir hikâye kitabı çıkarmıştım. Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkemeye verildim. Üç beş kuruş kazanalım derken iki bin lira mahkeme masrafı ödedim, üzüntüsü de caba. Kahramanlarım rahat etmek için hapse giriyorlardı. Bütün sebep bu! Geçenlerde arkadaşım Eyüpoğlu’na edebiyatla uğraşmaktan bıktığımı ve artık yazmayacağımı söyledim. Bana, son mütalaada seni okuyan bir lise talebesi varsa onun için yazmalısın, dedi. Ben de şimdi onları düşünerek yazıyorum.”


“ISMARLAMA ŞEYLER YAZAMIYORUM”

“Bir zamanlar Varlık’ta muntazam hikâyeler yazıyordum. Mevzularım hoşlarına gitmedi. Başka şeyler yazmamı söylediler. Ismarlama şeyler yazamıyorum, ayrıldım. Zaten verdikleri ne? Bir hikâyeye 5, 7.5, haydi bilemediniz 10 lira. Ayda dört hikâye yazacaksınız da bu zamanda kazancınızla geçineceksiniz! Mamafih daha fazla para verenler oldu, oldu ama bu sefer başka şeyler çıktı. Aile mecmuasına yazdığım hikâyelere 25 lira veriyorlardı. Bir gün Vedat Nedim Tör, kendinizi aşacak hikâyeler getirin, dedi. Bu da bir başka türlü sipariş. Oradan da vazgeçtim.”

“DÜZENSİLİKTEN ŞİKAYETÇİYİZ”

“Düzensizlikten de şikâyetçiyiz. Meselâ bir gün ortaya biri çıkıp da bu kitap zararlıdır dedi mi tamam! Haydi eser toplanıveriyor. Neden zararlı? Arayıp soran yok. Bunun zararlı olduğuna kim karar verecek? Bu da malum değil. Sorgusuz, sualsiz ve mahkemesiz eser toplatılmamalı. Her şeyde olduğu gibi bu işte de emniyet esastır. Yazdıklarınızın okuyucunun eline ulaşacağından emin olmazsanız iştahınız kalır mı?”

“YAŞLI YAZARLAR TEPEDEN BAKARLAR”

“Bugün eskiler diye adlandırılan yaşlı muharrirler, hayata, cemiyete yukarıdan bakarlardı. Hala da öyledirler. Hayata karışmıyorlar. Yalnız tepeden seslenerek cemiyeti düzeltmek sevdasındalar. Bize gelince: Cemiyeti düzeltmek hususunda hiçbir iddiamız yok. Biz cemiyette insanlarımızla birlikte aynı hayatı yaşamak istiyoruz. Yeni edebiyatın yerle beraber olmasını, hatta çamura bulanmasını istiyoruz. Ben mahdut bir zümre için değil büyük kütle için yazıyorum. Fikrimce sanatkâr cemiyetin ham insanlarıyla meşgul olmalıdır. Olmuşlar zaten olmuş. Endişem onlara hoşça vakit geçirtmek değil, büyük kütleye hitabetmek, onları olgunlaştırmaktır.”

EDEBİYATÇININ GÖREVİ

“Bugünkü edebiyatçının vazifesi, halkı anlatmaktır. Bu bazılarının zannettiği gibi siyaset değildir. Hatta siyasetle alakalı bile değildir. Sanatkârın samimiyetinden şüphe edilmemelidir. Bir sanatkârın satılmış olmasına imkân yoktur. Bu maalesef henüz bizde anlaşılmamıştır.”

Ergül Tosun

Kitap sayfası için iletişim:

ergul.tosun@ensonhaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir