Her yıl yaklaşık bin 500 çocuğa lösemi tanısı konuluyor

Çocukluk döneminde oldukça yaygın olarak görünen lösemi hastalığı, erken teşhisle tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Her yıl 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında, hastalığın farkındalığı artırılmaya çalışılarak aynı zamanda, tedavilerin başarı oranlarının yükseltilmesi hedefleniyor.

Lösemilerin çocukluk çağında en sık görülen malin hastalıklar olduğunu belirten uzmanlar, bu hastalığın genetik faktörlerin dışında da her çocukta aynı oranda gelişebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

BULGULAR BİRKAÇ HAFTA SÜREBİLİR

Türkiye’de her yıl yaklaşık 2 bin 500 onkolojik hastalığı olan çocuk hastaya tanı konmakta, bunun da bin 200 ila bin 500’ü lösemi olmaktadır. Uzmanlar, akut lösemilerin tanı anında oldukça gürültülü bir tablo çizdiğini söylüyor. Ortaya çıkan bulgular aile tarafından da gözden kolaylıkla kaçırılamayacak boyutlardadır ve süresi en fazla birkaç hafta sürebilir. Hastalık hücrelerinin işgaliyle ilgili organ tutulumları bulguları ortaya çıkarır. Kansızlık, ateş ve enfeksiyonlar, deride ve sistemik kanamalar, bezeler, karaciğer ve dalak büyüklüğüne bağlı karında şişlik, ağrı, kemik ağrısı sık görülen öncül bulgulardır.

ERKEN TANIYLA TEDAVİNİN BAŞARISI ARTIYOR

Çocukluk çağı lösemilerinde Türkiye çok önemli bir aşama kaydetmiştir. Diğer çocukluk çağı kanserlerinde erken tanı, uygun ve etkin tedavi ile dünya standartlarında yaşam oranlarına ulaşılmıştır. Tüm çocuklarda da kanser gelişebileceğini akıldan çıkarmamalıdır. Erken tanı ve uygun merkeze yönlendirme hayati öneme sahiptir. Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı risk gruplarına bağlı olmakla beraber genelde yüksektir. Erken dönem sorunlar aşıldıktan sonra esas gerçek hayata dönüş süreci başlar. İyileşme sürecini tamamlayan çocuklarda hayata adaptasyon önemlidir. Büyüme gelişmenin izlenmesi, tüm organ sistemlerinin hastalık ve yapılan tedavilerden aldığı travmalar göz önüne alınarak uygun alt birimlerce izlemi, aşılamaların tekrarı özellikle önemlidir. Okula dönüş, sosyal uyum, ikincil kanser gibi ek sorunların izlemi, doğurganlık sorunları önem kazanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir