Haftanın Kitapları

Özkan Saçkan’dan Haftanın Kitapları…

Son yılların en can yakıcı ve büyük dramı

Zülfü Livaneli’den Balıkçı ve Oğlu. Toplumsal konulara duyarlılığı ile tanınan edebiyatçı ve fikir adamı yazar bu kez Ege balıkçılarının ve hayal kurmaktan bile mahrum bırakılan göçmenlerin kaderine eğiliyor. Usta edebiyatçı, kitabı ile son yılların en can yakıcı ve büyük dramı “göçmenliği” balıkçı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor. O güne dek sıcak evlerinde televizyondan izledikleri haberlerden aşina oldukları ölü insan bedenleri ve yarı ölü bir bebek evliliklerinin tam ortasına düşerek bir bomba etkisi yaratıyor; aile ilişkilerini bambaşka bir çehreye büründürüyor. Kitap, Ege’nin tarihinden bugününe, balık çiftliklerine ve rant hırsıyla dağlara, kıyılara saldıran şirketlerin yarattığı ekolojik yıkıma dair çok şey söylüyor. (İnkılap Kitabevi)

Müslümanların dünyadaki evrensel rolleri

Cemil Aydın’dan İslam Dünyası Fikri – Küresel Bir Entelektüel Tarih Çalışması. Yazar, modernliğin hem Müslümanların dünyadaki evrensel rolleri üzerine kendi algılarını, hem de onların dünyadaki yeri üzerine bizim algılarımızı nasıl şekillendirdiğini görmek için evrensel bir mercek sunuyor. –3. Edmund Burke. Yazar, “İslam dünyası”na bakış açımızın nasıl oluştuğunu ve geliştiğini sorguluyor ve bu ifadenin günlük söylemlerimizdeki önemine nasıl kavuştuğunu bizlere gösteriyor. Sekiz muhteşem bölümde, belirli bir tarihsel ve siyasal çerçevede İslamı bir kültür ve uygarlık geleneği olarak ele alıp, İslam dünyasının anahatlarını çiziyor. –Ebrahim Moosa. (Alfa Yayıncılık)

Henüz okuma yazma bilmiyor

Mavisel Yener’den Astronot Olmak İsteyen Kedi. Minik kedi Şeker, astronot olmanın büyüsüne kapıldı. Sevindi, üzüldü, umutlandı, sabretti, meraklandı. Biraz da kaygılandı: “Miyavvv… Mars’a gitmek tek arzum. Ya sığmazsa rokete kuyruğum?” Şeker’in astronot giysileri, roketi, uzayda yiyecekleri bile hazır. Ama en önemli şeyi eksik. Henüz okuma yazma bilmiyor. Nasıl bir çözüm buldu acaba? İstediğin mesleği elde etmenin sırrı bu kitapta! 3+ yaş için uygundur. (Bilgi Yayınevi)

Annesini görür görmez tanıyacağından emindir

John Maxwell Coetzee’den İsa’nın Çocukluğu. Okyanusu aşan uzun bir deniz yolculuğunun sonunda bir adamla bir çocuğun bulunduğu gemi karaya yanaşır. Çocuğun, yani David’in annesi kayıplara karışmıştır ve gemide tanıştığı Simon ona sahip çıkarak sorumluluğunu üzerine alır. Ayak bastıkları bu yeni ülkede onlara yeni bir isim, yeni doğum günleri ve yeni bir hayat verilir. Bu iki yabancı tanımadıkları, gelenekleri ve dili hakkında hiçbir şey bilmedikleri bu ülkede David’in hiç hatırlamadığı annesini aramaya koyulurlar. Zira Simon onu görür görmez tanıyacaklarından emindir… Geneli diyaloglardan oluşan bu alegorik ve tekinsiz roman okurlara tam bir edebiyat şöleni sunuyor. (Can Yayınları)

Kabil’i kardeş katline sürükleyen neden?

Nurgül Çelebi’den Tanrı Dağı. “Ben Ezda… Tanrı’nın yedinci günde yarattığı… Kâinatın yedi mertebesinde gerçeği arayan ve Kutsal Güneş’in ışığı peşinde süzülen Tanrıça’nın yansıması…” Yasak elmayı yeme cesaretini, Âdem’le Havva’nın yüreğine serpen günahkâr kimdi? Ya da Kabil’i kardeş katline sürükleyen neden? Ruhların yedi mertebede sınava tâbi oldukları bir evrende, zıtlıkların gizemini keşfederken varlık ve hiçlik düalizminin kapılarını aralayacaksınız… ‘Ben’e ulaşmayı, ışık ve tek gerçekle dolmayı amaçlayanlar için mutlaka okunması gereken bir kitap. Demet Altınyeleklioğlu. (Dark İstanbul)

Mevsimsiz bir rüzgâr esiyor

Ali Deniz Uslu’dan Girdap Balıkçısı. Hayatın bir yerindeyiz; ortasında, kenarında, çeperinde veya dışında. Kim bilir? “Bilmek” mi dedim? Bilmenin boynumuza geçirdiği ilmik sıkı. Taburemiz umut, onun da pamuk ipliğinde ayakları… Ama azınlığımız büyüyor, belli ki fırtına yakın. Mevsimsiz bir rüzgâr esiyor; eski, tanıdık bir kokuyu taşıyor. Aynı gökyüzünün altına, aynı toprağa farklı zamanlarda gömüleceğiz. Şimdi, o güne kadar aldığımız, alacağımız her soluğun bedelini ödeyelim. Cephesi olmayan bir savaş… İnkâr etmek bulaşmasın bir kere üstünüze, çünkü vicdan lekesi bedenden çıkmaz, tine işler, hızla sirayet eder. Bizim tek şansımız en yakın yerinden tutmak kendimizi…” (İnkılap Kitabevi)

Geçmiş deneyimlerimizde, gelecek farkındalığımız

Selin Vural’dan GelecekSen – İnsanlığımızı Kaybetmeden Gelecekte Yaşama Sanatı. Her bireyin sonunda Maslow teorisinin en üst basamağı olan “Kendini Gerçekleştirme” seviyesine ulaşmasına yol açacak gelecek teknolojileri arasındaki sinerjiye muhteşem bir bakış. Jerome Glenn Fütürist, Gelecek Senaryoları-Milenyum Projesi kurucu ortağı, Global Geleceğin Durumu Raporu başyazarı, UNESCO ve Dünya Bankası bağımsız danışmanı. Gelecekle ilgili hem tahmin etmeye hem de keşfetmeye devam ederken, bize rehberlik edecek çalışmalara, bize rehberlik edecek insanlara ihtiyacımız var. Bu çalışmanın bize geleceği tahmin denemelerimizde yardımcı olacağına inanıyorum. Prof. Dr. Emre Alkin Ekonomist. (Destek Yayınları)

Parasını, yaşam arzusunu bitirdi

Nazlı Eray’dan Aşkı Giyinen Adam. Dürnev Abla’nın yarı karanlık caddeye bakan salonu. Yeşil çuha kaplı masanın üstünde dağılmış tarot kartları; kılıç kralı, kupa kraliçesi, asılmış adam değnek prensi, kader çarkı… Ünlü şarkıcı Eddie Fisher’ın menekşe gözlü Elizabeth Taylor’a olan sonsuz aşkı. Elizabeth, Eddie Fisher’ı mahvetmiş, onun şöhretini, parasını, yaşam arzusunu bitirmişti. Bu dağınık kartların arasında onların bu tuhaf yazgılı aşkını, Elizabeth’in bir gece zamanı Eddie’yi terk edişini görebiliyordum. Dürnev Abla’nın buzdolabındaki pişmiş kelle, kapağı açınca beni tanımıştı. “Hey, kapatma kapağı” deyip bana eski anılarımı ve hayatımı anlatmaya başlamıştı. (Everest Yayınları)

Hakikat ile zamanın ruhu ve yalanlar arasındaki tezat

Ödön Von Horvath’tan Tanrısız Gençlik. Yazar, 1937’de yayımlanan kitapta, faşizmin yol açtığı ahlaki çöküntüyü ergenlik çağındaki bir grup genç üzerinden anlatır. Romanın başlığı, Nazi Almanya’sının itaat etmek üzere yetiştirilmiş; ırkçılığı, nefreti ve militarizmi içselleştirmiş gençlerine atıfta bulunur. Bağımsız düşünceden, empatiden ve medeni cesaretten nasibini almamış bu ruhsuz varlıklar, savaşta şanlı zafer ve hamaset düşleri kurmaktadır. Tanrı ve hakikat ile zamanın ruhu ve barındırdığı yalanlar arasındaki tezat, romanın ana izleğini oluşturur. Karakterler iki gruba ayrılmıştır: Hıristiyanlığın ve hümanizmin değerlerinin geçerliliğini koruduğu eski düzenden yana olanlar ile Nasyonal Sosyalist yeni düzenin taraftarları. İlk grupta yer alan ve romanın anlatıcısı olan öğretmen, başlangıçta ekmeğinden olma korkusuyla ahlaki değerlerini savunmaya çekinen bir oportünisttir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Tanrı’ya inancını yitirmiştir. Ancak zaman içinde vicdanının sesine kulak vererek hakikatin üstün gelmesi için çalışırken Tanrı’yı yeniden bulur. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki

John Biguenet’ten Sessizlik. Yazar, 21. Yüzyıl’da bize daha da yabancılaşan bir kavram olan “Sessizlik” hakkında düşünürken, içerik bakımından zengin ve renkli bir kitap sunuyor. Yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki; sessiz okuma sırasında neler olup bittiği; sahne sanatları, müzik ve sessizlik; cinsiyetçi ya da politik susturma; sırlar ve sessizlik: İnternet ve ifşa gibi temalar etrafında gezinen yazar, sessizliği elde etmenin pek de kolay olmadığını gözler önüne seriyor. “Günümüzde sessizlik en gözde tüketim maddelerininkine rakip fiyatlarla alınıp satılan ticari bir meta haline geldi. Jane Austen Mansfield Park’ta, ‘Sessizliğin lüksünü tadalım’ diye yazar. Maalesef bu lüksün fiyatı her geçen gün tüketicilerin çoğunun gücünü aşacak şekilde artıyor.” (İthaki Yayınları)

Ozanın ahlâk ve tevazuyla dolu hayatı

Sinan Yağmur’dan Aşkın Son Ozanı – Neşet Ertaş. Bu kitap, çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşadığı şehirde iki sokak ötesinde ismi bilinmezken ismi kıtaları aşıp dünyaca bilinen, UNESCO tarafından ‘Evrensel Müzik Değeri’ kabul edilen, tozlu çamurlu varoşlardan, sazlı-sözlü var oluşa yolculuğun destanlaşan ‘Son Ozan Neşet Ertaş’ın hikâyesidir. Bu kitap, kaderine tevekkülünü ‘Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk. Varlığı görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim…’ diyerek asla isyan etmeyen, Anadolu’nun masumiyet dolu kadere rızasını anlatan bir ozanın ahlâk ve tevazuyla dolu hayatının hikâyesidir. (Kapı Yayınları)

Sağa sola emirler yağdıran kral

Feyza Hepçilingirler’den Lahanistan – Bir Sebze Masalı. Masal bu ya, Lahanistan adlı ülkenin Lahan adında bir kralı varmış. Kral dendiğine bakmayın, Sayın Lahan, halkının demokrasiyle yönetildiğini düşünmesi için kendisine “başkan” denmesini istermiş. Her sabah sarayında mango suyunu içip sağa sola emirler yağdırır, komşu ülkelerle kavga edermiş. Karalahanalar ve mor lahanalar da isyan bayrağını çekince ne mi olmuş? Yaşayıp, pardon, okuyup göreceğiz. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Yanlış aşklara, yarım kalmış bestelere dair

Tuna Kiremitçi’den Bu İşte Bir Yalnızlık Var. Yazar, bu sefer, elinde gitarıyla hayata tutunmaya çalışan bir adamı anlatıyor. Yalnız kalmış gitarist Memet ve evliliği dönüm noktasında olan Ayşe… Bir ayrılık hikâyesinde buluşan iki insan… Kitap; müziğe, hayata tutunmaya çabalayan bir müzisyene, terk edilme acısına, yanlış aşklara, yarım kalmış bestelere dair bir roman… (Mona Kitap)

Yedi bölgeden, 7 çocuk öyküsü

Mavisel Yener’den Türkiye’yi Gezen Mavi Balonlu Öyküler. Mavi bir uçan balon Ege Bölgesi’nden havalanıyor, başlıyor güzel ülkemizde gezmeye. Kaz Dağı’nın zeytinliklerinde, Göbeklitepe’de, Ihlara Vadisi’nde… Gökyüzünde süzülen ipine de Türkiye’nin yedi bölgesinden yedi çocuğun öyküsü takılıyor… Türkiye’nin pek çok şehrinde çocuklarla buluşmuş olan usta yazar okurlarını ilginç bir yolculuğa davet ediyor. Kitaptaki yedi öyküyle hem Türkiye’nin farklı yerlerinde yaşayan çocuklarla tanışabilir hem de o bölgelere özgü neler varmış keşfedebilirsiniz. Yedi bölgenin kültürünü, coğrafi güzelliklerini, tarihi zenginliğini yansıtan ve Bige Doğu’nun resimleriyle renklenen öykülerin sonunda, hikâyenin geçtiği bölgenin haritası yer alıyor. Sınıf Seviyesi: 2. ve 3. (Redhouse Kidz Yayınları)

Toplumların kaderini belirleyen normların oluşumu

Zuhal Baltaş’tan Yaşatan ve Yok Eden Normlar. Normlar, bireylerin ve grupların belli durumlardaki davranışlarını belirleyen kurallardır. Bu kurallar, mesleklerde olduğu gibi toplumlarda da koşullara uygun olarak kendine özgü düzeni sağlar. Toplumların kaderini sahip oldukları normlar belirler. Zamanla değişen koşullar karşısında normları yenilemek hayatı sürdürmek için vazgeçilmezdir. Bu kitap gündelik hayatımızı her yönüyle etkileyen ancak önemi üzerinde derinlemesine düşünmediğimiz normların önündeki perdeyi kaldırıyor. Bizi öznel ve nesnel normlar, ön yargı, öngörü, sezgi, alışkanlık, karar ve davranış ilişkisi üzerine düşünmeye davet ediyor. (Remzi Kitabevi)

Bir ikiyüzlülük hikâyesi

Ben Macintyre’den Casus ve Hain – Soğuk Savaşın En Büyük Casusluk Hikâyesi. 1985 yılının bir Temmuz akşamı Moskova’nın merkezindeki işlek bir caddenin kaldırımında orta yaşlı bir adam elinde bir plastik poşetle bekliyordu. Görünürde diğer Sovyet vatandaşlarından farkı olmayan bu adam kıdemli KGB subayı Oleg Gordievsky idi. Oysa ki Gordievsky on yıldan uzun süredir MI6 için Sovyet istihbarat makinesinin derinliklerinden paha biçilmez sırlar taşıyordu. Hiçbir casus KGB’ye zarar vermek için daha fazlasını yapmamıştı. Elindeki poşet ise Sovyetler Birliği’nden kaçışı için bir işaretti. Böylece casusluk tarihindeki en sıra dışı ve cesur olaylardan biri başladı. Casus ve Hain’de Ben Macintyre, Soğuk Savaş’ın gidişatını sonsuza dek değiştiren bir ihanet ve ikiyüzlülük hikâyesi ortaya koyuyor. (Say Yayınları)

Seni dibe çeken görünmez problemlerden kurtulacaksın

Yaman Törüner’den Tek Kanatla Kuş Uçmaz. Hayallerindeki sen, uzun yıllar verdiğin emeklerden sonra ellerinin arasından kayıp gidiyor ve sen nerede yanlış yaptım ile ne yapmalıydım arasındaki buhranlı yolda mekik dokuyorsun… Elindeki kitap; okunan yüzlerce kitap, uzun zaman süren araştırmalar ve yıllarca süren gözlemler sonunda sana geldi… Elindeki kitap; tanışılan her meslekten, eğitimden, milletten binlerce insandan; gidilen onlarca ülkeden; hep daha iyisi için çalışarak ve başararak geçmiş bir hayattan sonra süzgecimden geçenler… Okuduklarından sonra sık sık sorduğun çözümsüz sorulardan ve seni dibe çeken görünmez problemlerden kurtulacaksın… Okuduklarından sonra başarı kanatlarını takacak, kuş kadar özgür olacaksın… (Scala Yayıncılık)

Karmaşık bir aşk romanı

Antonio Munoz Molina’dan Merdivendeki Ayak Seslerin. İspanyol yazar, bu kez güçlü bir psikolojik gerilim romanıyla buluşturuyor okurunu. Lizbon’daki yeni evinin hazırlıklarını tamamlayan Bruno, karısıyla tekrar bir araya gelmeyi dört gözle beklemektedir. Kendilerinin de tanık olduğu 11 Eylül’ün silinmez anısının damgasını vurduğu New York’taki hayatları geride kalmıştır. Karısının yokluğunda ikisine ait bütün anıları, yaşanmış -ya da yaşanamamış- olayları zihninde yeniden canlandıran Bruno’nun hikâyesi, umutsuz romantizmiyle duygular dünyası arasında rahatsız edici paralellikler çizen, karmaşık bir aşk romanı. (Sia Kitap)

Şiddetli edebi tartışmaların, saldırıların konusu oldu

Kara Kitap Tartışmaları – Orhan Pamuk Söyleşisiyle.. Bugün modern Türk romanının klasiklerinden sayılan kitap, 1990’da yayımlandığında yadırganmış, şiddetli edebi tartışmaların, polemiklerin ve saldırıların konusu olmuştu. Bu benzersiz, yenilikçi ve esrarlı romanın biçimi, dili ve edebiyat anlayışı günün önde gelen eleştirmenleri tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş, başka yazar ve eleştirmenler de bu yazılara cevap verip romanın modern ya da postmodern yanlarını savunmuşlardı. Bu kitap için Nüket Esen yeni bir düzenleme yaptı. Orhan Pamuk ise romanın yazılışı ve sert tartışmalar sırasında çok yakınında olan dostu Ahmet Işıkçı ile tartışmalar konusunda samimi bir söyleşi yapıp meraklı okura kitabın bazı sırlarını açıkladı. (Yapı Kredi Yayınları)

600 yıl yaşamış bir medeniyet

Mustafa Alp Dağıstanlı’dan Bildiğin Gibi Değil Osmanlı. “Osmanlı İmparatorluğu, gündelik konuşmalarda hepimizin dediği gibi, 600 yıl yaşamış bir medeniyet. Ama bu 600 yılı sanki yekpare bir an gibi düşünürüz genellikle. Halbuki kuruluş aşamalarının küçük Osmanlı Beyliği’yle Kanunî Sultan Süleyman’ın muhteşem dönemi ne kadar da farklıdır. Osmanlı’yı dünya tarihinin en önemli ve uzun ömürlü imparatorluklarından biri yapan şey, değişen şartlara uyum sağlama, değişme ve dönüşme yeteneğiydi. Bugün yaygın olan yekpare, değişmez, adeta bayraklaşmış bir Osmanlı’yı yüceltme anlayışı, “bir zamanlar var olan” bu muazzam zenginliği yok sayıyor, fakirleştiriyor, buduyor. Bu kitap, bütün bu çarpıklıkları düzeltmeyi ve o muazzam zenginliğin tamamını sergilemeyi amaçlamıyor tabii. Buna karşılık, Osmanlı dünyasının ne büyük bir çeşitlilik, ne şaşırtıcı gerçekler barındırdığını sergilemek istiyor. Osmanlı dünyasında bir gezinti için buyrun…” (Alfa Yayıncılık)

Hatalarımızı nasıl düzeltebiliriz?

Anooshirvan Miandji’den Farkında. Neden herkes farklıdır? Çeşitlilik niçin gereklidir? Hoşgörü neden önemlidir? Birbirimizi üzersek ne olur? Hatalarımızı nasıl düzeltebiliriz? Başkalarına saygı gösterirsek ne olur? Okurken bunlara benzer soruları sorduran kitabı, insanların farklı olabileceğini, kültürel çeşitliliğin zenginlik olduğunu boyalar ve fırçalar üzerinden bir hikâyeyle anlatıyor. 3+ yaş için uygundur… (Bilgi Yayınevi)

Şans yüzüne gülmeye başladı

Joseph Roth’tan İsyan. Viyana 1919: Birinci Dünya Savaşı’ndan tek bacağını kaybetmiş olarak dönen Andreas Pum, laterna çalarak geçimini sağlamak üzere izin belgesi alır ve böylece bir hırsız, suçlu ya da dilenci olmaktan kurtulur. Şans yüzüne gülmeye başlamıştır; evlenir. O artık iyi bir vatandaş, mutlu bir adamdır. Fakat sosyal koşullar aleyhine dönünce bu durumun nedenlerini kavramakta zorlanır. Pum şimdi dünyanın adaletsizliğiyle karşı karşıyadır. (Can Yayınları)

Kodlamaya ait temel yapılar ve kavramlar

Zafer Demirkol’dan Yeni Başlayanlar İçin Kodlama. “Kodlama, günümüzün yaratıcılık dilidir. Çocuklarımız, bilgisayar biliminin tüketicileri yerine yaratıcıları olma şansını hak ediyor.” Maria Klawe. Bu kitap programlama bilmeyen ama öğrenmeye başlamak isteyenler için. Kitapta kodlamaya ait temel yapılar ve kavramlar anlatılıyor. Python ve C# gibi farklı yapıdaki iki dil ile örneklerle anlatımlar yapılıyor. Programlamaya ait, dilden bağımsız, ortak, genel bir bakış açısı; yeni programlama dillerinin öğrenimini kolaylaştıracak bir anlayış sunuluyor. Yaygın kullanılan uygulama platformlarının da tanıtıldığı, basit uygulamaların geliştirildiği bu kitapta aynı zamanda günümüz programcılığında yaygın olarak kullanılan araç ve servisler de anlatıyor. (Genç Destek)

Yetenekli sanatçının yaşamı

William Boyd’tan Nat Tate: Amerikalı Bir Sanatçı 1928 – 1960. “Kendi zamanında çok iyi anlaşılmış bir sanatçının etkileyici hikâyesi.” Gore Vidal. Nat Tate, Amerikan dışavurumcu resminin şüphesiz en gizemli figürü: Yaptığı resimlerin yalnızca birkaçı günümüze ulaşmış olan, geri kalanını kendi elleriyle yok etmiş bir deha; Hans Hofmann’ın öğrencisi, şair Frank O’Hara, sanat galerisi sahibi Janet Felzer, onun gibi dışavurumcu ressam Franz Kline, hatta büyük ressam Georges Braque gibi isimlerin dostu. William Boyd, bu doğuştan yetenekli sanatçının yaşamını Logan Mountstuart’ın günlüğünde anlattıklarından da yararlanarak ince ince işliyor. (Everest Yayınları)

Geleneğin dayattığı sınırlayıcı roller

Ödön Von Horvath’tan Volga. Lou Andreas-Salomé, kurgu yapıtlarında genç kadınları erkeklerle ilişkileri çerçevesinde, geleneğin dayattığı sınırlayıcı roller karşısında tamamlanmış ve bağımsız bir kadın kimliği oluşturma çabası içinde tasvir eder. Bugünün feminist söyleminin inşasının ilk adımları olarak görülebilecek bu yapıtlar, 20. yüzyıl başında geniş bir okur kitlesine ulaşmıştı. Yazar, kadınların hayatında hassas bir süreç olan çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemini de mercek altına almıştı. 1895 tarihli romanı Ruth’un büyük bir ilgiyle karşılanmasının ardından, yapıtlarında psikolojik ve felsefi boyutlarıyla ele aldığı kız çocuklarının ergenlik dönemi konusunda farkındalık oluşmasına katkıda bulundu. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Yediği dört yumrukla karekteri nasıl değişti?

F. Scott Fitzgerald’ten Uçarı Kızlar ve Filozoflar. Yazar kitabındaki öykülerden Açık Deniz Korsanı’nda teknesini ele geçiren korsana âşık olan bir kadını, Buz Sarayı’nda rutini bozma, hayatı daha coşkulu yaşama arzusunu, Kristal Kâse’de bir evliliğin kaderini, Baş ve Omuzlar da bir filozof ile aktristin ilişkisini, Bernice Saçlarını Kısa Kestiriyor da topluma uyum sağlamanın yollarını, Kutsama da dininden uzaklaşanları, Dalyrimple Hata Yapıyor da Birinci Dünya Savaşı sonrasında iş hayatına dönmeye çalışan bir eski askeri, Dört Yumruk’ta ise bir adamın karakterinin yediği dört yumrukla nasıl değiştiğini anlatıyor. 1920’ler Amerika’sının bir panoraması da sayılabilecek kitap, Amerikan edebiyatının genlerine işleyen yazarın öykücülüğünün de romancılığı kadar kıymetli olduğunun önemli bir nişanesi. (İthaki Yayınları)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir