Ayakkabıları eskimesin diye kalecilik yapan bir yazar: Albert Camus

“Hayatta ne öğrendiysem futboldan öğrendim; Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.”

Bu sözler Fransız yazar Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Albert Camus’a ait…

Yazarlıktan önce kalecilik yapan daha sonra yazar olan romanlar yazan Camus, dünya ve Fransız edebiyatı için eşsiz bir yazardı, filozoftur.

Albert Camus’un babası Alsace’lı yoksul bir işçiydi, annesinin okuma-yazması yoktu. Babası 1’inci Dünya Savaşı’nda cephede öldü. Yoksulluk ve acılarla dolu bir hayat sürdü.

Denemelerinden oluşan ve 1963’te basılan ilk kitabı “Tersi ve Yüzü”nde bu dönemde yaşadıklarını anlattı. 

1918’de ilkokula başladı. Öğretmeninin yardımıyla burs kazanarak 1923’te liseye yazıldı. Yüzme, boks gibi sporlarla uğraştı. 1930’da vereme yakalanınca sporu bırakmak zorunda kaldı.

Cezayir Üniversitesi’nde felsefe bölümüne yazıldı. 1934 yılında evlendi. İki yıl sonra boşandı. 1936’da yüksek öğrenim diplomasını aldı. Üniversitede kalıp bilimsel kariyer yapmayı amaçlıyordu. 

Ama hastalığı izin vermedi. 1930’larda Fransız düşünürlerin kitaplarını okumaya başladı. Cezayir’deki genç solcu aydınlar arasına katıldı. 

1934-1935 arasında Komünist Partisi üyesi oldu. İşçi Tiyatrosu için oyunlar yazdı, yönetti. 2’nci Dünya Savaşı’ndan önce Alger Republicain gazetesinde başyazarlık, yayın yönetmen yardımcılığı, politika muhabirliği yaptı, kitap eleştirileri yazdı.

Kabilya bölgesindeki Müslümanların sorunlarını inceleyen bir yazı dizisi hazırladı. Ardından 1940’ta Paris’e yerleşti. Paris’te günlük Combat gazetesinin yayın yönetmeni oldu.

İLK ROMAN: YABANCI

Gazetecilikle ilgisini kesip kitaplarına döndü. İlk romanı “Yabancı” 1942’de yayınlandı. İkinci romanı “Veba” 1947’de basıldı. Bu eser Camus’nun düşüncesinin temelini yansıtır. Romandaki kişiler, veba salgınına karşı verdikleri savaşta başarısız olacaklarını bile bile yılmadan çalışırlar. 

Camus, insanın değerini ve insanlar arası kardeşliği, amansız bir hastalığın perde önünde anlatır. 2’nci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Fransa’da değil, Avrupa ve tüm dünyada kendi kuşağının sözcüsü, sonraki kuşakların yol göstericisi oldu.

İNSANIN KENDİSİNE YABANCILAŞMASI

Özellikle insanın kendisine yabancı bir evrendeki yalnızlığı, bireyin kendisine yabancılaşması, kötülük, herşeyin ölümle sona ereceğini bilmenin yarattığı bunalım gibi duyguları ele aldı. 

Savaş sonrasında aydınların içine düştüğü yabancılaşma ve düş kırıklıklarını tüm ayrıntılarıyla yansıttı.

Sayfa: 112

LİBERALİZM VE HÜMANİZM

Çağdaşlarının nihilizme kapılmasını anladı ve hak verdi ama doğruluk, ılımlılık, adalet gibi değerleri savunmanın gerekli olduğunu da belirtti. Hem Hıristiyanlığın hem Marksizmin katı yönlerini reddeden liberal bir insancılığın temellerini çizdi.

1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. 1960’ta yayıncısı Gallimard ile birlikte geçirdiği bir otomobil kazasında yaşamını yitirdi.

Ergül Tosun

Kitap sayfası için iletişim:

ergul.tosun@ensonhaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir