At üstünde engelleri aşıyorlar

Yunanlılar tarafından M.Ö. 460-370 yıllarında ‘Doğal Egzersiz’ olarak kullanılan Hipoterapi (At İle Terapi) yöntemi, günümüzde fiziksel ve zihinsel engellilerin umut ışığı oluyor. Manisa’da Spil Dağı’nda doğayla iç içe hipoterapi yöntemiyle özellikle engelli çocukların algı, duygusal ve fiziksel fonksiyonlarının geliştirilmesi sağlanıyor.

Atın iyileştirici etkisinden yararlanarak kullanılan Hipoterapif(At İle Terapi) yöntemi dünyada birçok ülkede 20’nci yüzyılın başından itibaren özellikle engelli bireyler için uygulanan bir tedavi yöntemi haline geldi. İngiltere, ABD başta olmak üzere hipoterapi üzerine birçok tedavi merkezleri açılırken, son yıllarda Türkiye’de bazı illerde tedavi merkezleri oluşturulmaya başladı.

Manisa’da da doğal zenginliği, florası ile ünlü Spil Dağı’nda engelliler atla terapi görüyor. Yeşillikler içindeki binicilik ve atlı spor kulübünde fizyoterapist ve binicilik eğitmenleri eşliğinde ata binen fiziksel ve bedensel engelliler tedavilerine olumlu katkılar sağlıyor.

HEM ZİHİNSEL HEM BEDENSEL İYİLEŞME SAĞLIYOR

6 atla hizmet veren merkezdeki fiziksel ve bedensel engellilere destek olan fizyoterapist Ali Turhan, özellikle duruş ve yürüme bozukluğu olan çocuklarda atlı terapinin önemli etkiler sağladığını söyledi.

Hem fiziksel hem de zihinsel katkı sağlayan yöntemle engellerin aşıldığını anlatan fizyoterapist Ali Turhan şu ifadelere yer verdi; “Hipoterapi hayvanla birlikte yapılan terapiler içerisinde hem fiziksel olarak hem zihinsel olarak tedavi modeli olarak kullanılıyor. Çocuklarımızın ata ilk biniş zamanlarında biraz sıkıntı olabiliyor. Atlarımız gayet sakin ve uyumlu. Ama ata ilk binen çocuklarımız ata uyum süreçleri zor olabiliyor. Özellikle bu tedaviye başlayan zihinsel engelli çocuklarımızın atla ilk etkileşimlerinde zorluk yaşanabiliyor. Özellikle engelli, duruş ve yürüme bozukluğu olan çocuklarımız atla birlikte tedavi alıyor. Atın üzerindeki hareketlerle beraber omurga ve vücudun çeşitli bölgelerindeki kaslar uyarılıyor. Dik durması sağlanıyor. Yürüme bozukluğu olan çocuklarımız atın ısıyla birlikte ayak kaslarının çalışması sağlanıyor. Bu şekilde rahatlıkla hareket edebiliyorlar. İyileşme dönemine çok büyük olumlu katkısı var. Hem fiziksel hem de zihinsel katkı sağlıyor. Bu tarz tedaviler yürüme öncesi durumlarda daha fazla tavsiye ediliyor”

YÜRÜYEMEYEN MUSTAFA KASLARINI HAREKETE GEÇİRMEYİ ÖĞRENDİ

Erken doğumdan kaynaklı beyin felci geçiren ve yürüyemeyen oğlu için mücadele eden anne Ümmühan Memiş de, atlı terapi ile oğlunun büyük bir gelişme sağladığını söyledi. 11 yaşındaki engelli Mustafa Gökhan Memiş atla 2 yaşında tanışarak kaslarını harekete geçirmeyi öğrendi.

Oğlunun atları çok sevdiğini ve psikolojisine de iyi geldiğini dile getiren anne Ümmühan Memiş şöyle konuştu; “Oğlum erken doğumdan kaynaklı beyin felci. Yaklaşık 8 aylıkken tedaviye başladı. Yaklaşık 2 yaşında atlı tedaviye başladık. 9 yıldır bu tedaviyle oğlumun kasları için büyük fayda gördük. Atların kaslarını sıcaklığı oğlumun da kaslarını birebir harekete geçirdi. Kaslarında katlanma ve dizlerini çekerek parmak ucu yürümesi vardı. Atla terapiye başladıktan sonra kasları yavaş yavaş düzelmeye başladı. Bu şekilde parmak ucunda yürümeyi bıraktı. Atlı terapiden gerçekten çok memnun. Kendiside ata binmeyi seviyor. Atlı terapinin çok iyi faydası oldu”

11 yaşındaki engelli Mustafa Gökhan ise, ata bineni kendisini özgür hissettirdiğini ifade ederek, mutluluğunu şu kelimelerle dile getirdi; “Ata binmeyi çok seviyorum. Uzun yıllardır ata biniyorum. Atlar artık benim dostlarım oldu. Ata binerken kendimi özgür gibi hissediyorum.”

“DOĞAYLA İÇİÇE ENGELLERİN AŞILMASINI SAĞLIYORUZ”

Spil Dağı’ndaki Saruhanbey Binicilik ve Atlı Spor Kulübü’nü kuran atlı okçuluk antrenörü Mehmet Karataş, kulüplerinde yetiştirilmiş özel atlar sayesinde engelli çocuklara hipoterapi uygulaması verdiklerini ifade ederek, özellikle engelli bireylerin at sevgisiyle tanışmasını amaçladıklarını dile getirdi.

Spil Dağı’nda kurdukları tesis ile doğayla iç içe ve atların sevgisiyle engelleri aşmaya çalıştıklarını dile getiren Mehmet Karataş şu ifadelere yer verdi; “3 senedir Spil Dağı’nda faaliyet gösteriyoruz. 6 tane atımız var. Binicilik eğitimleri veriyoruz. Spil Milli Parkı’nın özgür bekçileri olan yılkı atlarımız ile birlikte tesislerimizdeki atlarımız eşliğinde düzenlediğimiz safarilerle vatandaşlarımızla özgürce koşmasını sağlıyoruz. Bunu yanı sıra engelli çocuklarımız içinde hipoterapi uygulaması yapıyoruz. Doğayla iç içe, onları atların sevgisiyle ve sıcaklığıyla tanıştırarak engellerini aşmasını sağlıyoruz. Özellikle bu konuda hissiyat olarak inanılmaz dönüşler alıyoruz. Engelli çocuklarımızın atın üzerindeki o duygularını fark etmemiz bizi daha çok motive ediyor. İyi bir şeyler yaptığımıza inanıyoruz. Onların atı sevmesi bile bizim için bir başarı göstergesidir.”

HİPOTERAPİ NEDİR?

Hipoterapi, diğer adıyla “at ile terapi”, atın iyileştirici etkisinden yararlanılarak uygulanan alternatif bir tedavi yöntemi.

Türkiye’de yaygınlaşmaya başlayan hipoterapi yönetimi, özellikle engelli çocukların ve yetişkinlerin duygusal gelişimlerini geliştiren, duruşunu, dengesini ve kas yapısını geliştiren bir metod. Zihinsel ve bedensel engellerin algı ile fiziksel fonksiyonlarının gelişimine yardımcı oluyor.

Atların terapide kullanılmasının en önemli sebeplerinden biri, atın ritmik hareketlerinin, insan hareketlerine çok yakın olması. Hipoterapi, bedensel işlevliği geliştirmek ve eklemleri güçlendirmek için atı temel dinamik olarak kullanır. Atın ileri-geri, yukarı-aşağı ve yanlara doğru ritmik hareketleri hastanın sinir sistemini düzenler. Bu gelişim ise sinir sisteminin daha verimli ve düzenli çalışmasını sağlar. Hasta, klinik ortamdan uzak, kontrollü ve doğal gelişen bu zevkli eğitime heyecanla cevap verir.

Hipoterapi’nin başlıca yararları; kasların gelişimi, esneklik, güç, denge, koordinasyon, özgüven, disiplin, kontrol, adaptasyon, sosyal etkileşim, daha güçlü hareket yeteneği ve zihinsel rahatlamadır.

Çocukların at ile uyum gösterme isteği; kullanamadığı veya kaybettiği duruşsal reflekslerini ortaya çıkarıyor, var ise artırıyor. Atın ritmik yürüyüşleri ile ortaya çıkan bu uyarılar, hastanın birçok sistemini harekete geçiriyor.

Hipoterapi, engellerinin yaşamlarını kısıtlamasını kabul etmeyen tüm engelliler için hayatlarını yaşanmaya değer kılan zevkli bir metod haline gelmiştir. Hipoterapi’nin kullanıldığı alanlar şunlardır;  Otizm, Hareket Bozukluğu, Kafa Travması, İnme, Omurilik Felci Davranış Bozukluğu ve Psikolojik Bozukluklar…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir