Aida, görkemli bir boy gösteriş

Severken uzak düşülmüş, uzun koca bir ayrılıktan sonra, kavuşma anına yaklaşıldıkça insan bünyesinde beliren o tedirginlik, sevinç, heyecan… 2040 kişilik AKM Opera Salonu’nda hıncahınç toplaşmış seyircinin ilk gösterim öncesinde, 93 m2’lik opera çukuruna, perdeye doğru akışan duygu ırmağının, esere emeği geçenlerin selam sahnesinde ışıyan bir duygu seline dönüşmesi… Alkış ve selamlarla giderilmesi uzun süren nasıl derin özlem…

BOY GÖSTERİŞ

Sonunda buluşuldu. 7-8 Kasım’da İstanbullu seyirci, eskiden gözbebeğimizdi, yine gözbebeğimiz olsun çok istediğimiz, olacağı da görünen Atatürk Kültür Merkezi’mizde, Ankara Devlet Opera ve Balesi yapımı, Antalya ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi kadrolarının da eşlik ettiği Aida’nın görkemli boy gösterişini izledi.

Hem de nasıl bir boy gösteriş. Orkestrasından, orkestra şefinden sahneye koyan rejisörüne, tenorundan mezzosopranosundan tüm yorumcusuna, çocuk bale dansçısından at oyuncusuna, birbirleriyle göz alıcı uyumları bir örnek renk parçacıklarıyla zenginleştirilmiş dekorundan, kostümünden ışık tasarımına, en yüksek alkışı alan anlardan birine yol açan bale dansçılarından koreografisine, opera sanatıyla dünya kültürüne en önemlilerinden eserler miras bırakmış Verdi’ye şık, ağırbaşlı ama kucak dolusu bir esenleyiş. Çok güçlü, melodik, dramatik yine de zarif mi zarif Verdi…

İNSAN SESİ İLE DOĞA SESİ

Aşk mı vatan mı? Sevgili mi baba mı? Düşmana ölüm mü, yenilenlere merhamet mi? İyilik mi intikam mı? Sevgi mi taht mı?.. Çelişkiler yeğleyişler… Aida’nın kederler içinde yaptığı seçimin, Ramades’in ateşli sevgisinin peşinden gidişinin, Amneris’in kıskançlık ile başladığını pişmanlık ile kat edişinin, kısaca istek arzu inançtan oluşan “ben”in yankılandığı aryalar, ansamblların insan sesiyle, Nil’in üstündeki gümüş pırıltıların ya da titrek ürpertilerin kaynağı kıpırdanışların anası doğanın çalgılarla sese bürünüşünün birbirini giyindiği.

VARLIĞIMIZI OLUŞTURMAK

Eski Mısır’da Firavunlar çağı ya, insan kendini bilmedikçe pekâlâ her çağ da dolu değil mi, dolu olmayacak mı böyle dramla? İnsan hem kendi doğasını hem doğayı tanıyacak, kendini ve içinde varlığını sürdürdüğü mekânı, olayı, anı bilecek ki çağlar iyileşecek.

Bu Aida gibi böyle sanat eserleriyle etkileştiği deneyimlerle değişip dönüştükçe, iyi-güzel-doğrunun elinden tutup bilinçliliğin izini sürdükçe varlığını sürdürmekten çok oluşturmayı önemseyerek. Sanata evet.

Künye: Orkestra Şefi Can Okan; Sahneye Koyan Vincenzo Grisostomi Travaglin; Ankara, Antalya ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra, Koro ve Balesi; Aida Feryal Türkoğlu, Ramades Murat Karahan; Amneris Ezgi Karakaya; Amonasro Eralp Kıyıcı; Ramfis Tuncay Kurtoğlu; II Re Göktuğ Alpaşar; Sacerdotessa Ceren Aydın; Messaggero Serkan Bodur; Dekor Tasarımı Özgür Usta, Kostüm Tasarımı Savaş Camgöz-Gürcan Kubilay; Işık Tasarımı Giovanni Pirandello; Koro Şefleri Mahir Seyrek-Paolo Villa; Koreograf Sergei Terechenko.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir